Löseminin yol haritasında yapay zeka | Antalya haber
SON DAKİKA

Löseminin yol haritasında yapay zeka

Bu haber 04 Kasım 2017 - 14:56 'de eklendi.

TÜRK HEMATOLOJİ DERNEĞİ TARAFINDAN DÜZENLENEN 43’ÜNCÜ ULUSAL HEMATOLOJİ KONGRESİ, ANTALYA BELEKTE GERÇEKLEŞTİRİLDİ. KONGRE ÇERÇEVESİNDE DÜZENLENEN BASIN TOPLANTISINA TÜRK HEMATOLOJİ DERNEĞİ YÖNETİM KURULU BAŞKANI PROF. DR. AHMET MUZAFFER DEMİR, ABD’Lİ DR. SHAHRUKH HASHMİ, THD YÖNETİM KURULU ARAŞTIRMA SEKRETERİ DOÇ. DR. MUHLİS CEM AR, THD YÖNETİM KURULU GENEL SEKRETERİ PROF. DR. HAYRİ GÜNER ÖZSAN VE THD YÖNETİM KURULU İKİNCİ BAŞKANI PROF. DR. TÜLİN TİRAJE CELKAN KATILDI.

Antalya’da düzenlenen 43’üncü Ulusal Hematoloji Kongresi’ne katılan ABD’li Dr. Shahrukh Hashmi, löseminin tanı, tedavisi ve seyrinde yapay zekanın hekimlere çok yardımcı olduğunu belirterek, “Yapay zekada bu bilgi birikimi ve hız devam ederse birkaç 10 yıl sonra patoloji ve radyoloji hekimlerin yerini yapay zekalar alabilecek” dedi.

Türk Hematoloji Derneği tarafından düzenlenen 43’üncü Ulusal Hematoloji Kongresi Antalya Belek’teki bir otelde gerçekleştirildi. Kongre çerçevesinde düzenlenen basın toplantısında konuşan Türk Hematoloj Derneği (THD) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir, “Tüm meslektaşlarımıza hem sosyal hem bilimsel açıdan zengin 4 günlük bir bilimsel şölen sunmayı amaçladık. Bu kapsamda kongremize gönderilen bildiri sayısı ve kayıt sayısı, bu dönemde THD gücünün bir kanıtı olarak bizleri çok mutlu etti. Kongremize 17 konu başlığında toplam 419 bildiri gönderildi. Bildiriler puan sıralamasına göre sözel ve e-poster sunusu olarak seçildi. Bu puanlara göre 10 oturumda 50 sözlü sunu ve 10 ekranda 70 tartışmalı poster sunumu seçildi” diye konuştu.

“Hekimin yerini almayacaktır”

Kongrede hematoloji ve onkolojide karar verici yazılımların (yapay zeka) da masaya yatırıldığını aktaran Prof.Dr. Demir, “Hiçbir insan kimliği belli olmayan biri ile konuşmak istemez. Ne olursa olsun hangi konuda bizi yardımcı olursa olsun yapay zekanın hekimin yerine geçemeyeceğini bilmemiz gerekir. Daha doğru tanıda yardımcı olacaktır. Bir insanın yıllar içinde elde ettiği bilgiyi daha kısa sürede hafızasında tutacaktır. Daha doğru ve kısa zamanda teşhis tanıya yardımcı olacaktır. Cihaz hastanın yüzüne bakmayacak, yıllar sonra ne olur bilemiyoruz. Teşhis tedavi ve karar vermede yardımcı oluyordur. Tıbba destek olacaktır, hekimin dokunması konuşması ve gülümsemesinin yerine geçmeyecektir” ifadelerine yer Verdi.

“Yapay zeka, radyoloji ve patolojide hekimin yerini alabilir”

ABD’li Dr. Shahrukh Hashmi, yapay zeka kavramının çok eski olduğunu belirterek, “İlk olarak 1956’da yapay zekayı günlük hayatın içine sokmak için çalışmalar yapıldı. Arada geçen 60 yıl içinde önceleri yavaş ama hızlanarak hematolojik hastaların tanı tedavisi ve yönetiminde yapay zeka yer almaya başladı, akıllı karar verme mekanizmaları sayesinde. Gelecek ay Atalanta, ABD Hematoloji Kongresi’nde ön sonuçlarını sunacağız. Özellikle lösemide, löseminin yani nasıl gideceğini, seyrinin nasıl olacağını belirlemede yapay zeka yazılımlarının etkin yanıt verebildiğini gördük. Öngörebiliyoruz. Size hastalığın nasıl seyredeceğini, hastanın şansları, riskleri konusunda bir takım bilgiler verebiliyor. Eğer bu bilgi birikimi ve hızı devam ederse birkaç 10 yıl sonra patoloji ve radyoloji hekimlerin yerini yapay zekalar alabilecek özellikle hematolojik hastalıklar için. Son derece yeni bir gelişme çok az sayıda insan biliyor. Derneğin böyle bir konuya eğilmesi ve bu vizyona sahip olması beni çok etkiledi” ifadelerine yer verdi.

“Löseminin tanısında önemli”

Lösemi tanısında yazılım programlarının hekime hem zaman kazandıracağını hem de yıllarca biriktirdiği bilgi birikimini kısa sürede sunduğunu dile getiren Prof. Dr. Hashmi, o tanı ile hastalığın gidişatı hakkında bilgiler verebildiğini altını çizdi. Prof.Dr. Hashmi bir tanıda ya da raporlamada yapay zeka ile ikilemde kalınması halinde doktorun verdiği kararların daha önemli olacağını vurguladı.

Prof. Dr. Hashmi, söz konusu programların henüz gelişme aşamasında olduğu, gelecekte tıbbi kararların verilmesinde ve en uygun tedavinin seçilmesi konusunda hekimlere yardımcı olabileceği ancak duygusal ve sosyal etkileri değerlendirmede yetersiz kaldıklarından hekimlerin yerini almasının beklenmediğini bildirdi.

“80 milyonu etkiliyor”

THD Yönetim Kurulu Araştırma Sekreteri Doç. Dr. Muhlis Cem Ar, Avrupa’da kan hastalıklarının yaklaşık 80 milyon kişiyi etkilediğini kaydederek, maliyetinin ise 23 milyar avro olduğuna dikkati çekti. Ar, Avrupa’da sağlık harcamalarının yüzde 28’inin ise ilaçlarla ilgili olduğunu dile getirdi.

Avrupa Birliği’nde kan kanserinin, akciğer, göğüs ve kolorektal kanserlerden sonra dördüncü en maliyetli kanser türü olduğunu işaret eden Prof .Dr. Muhlis Cem Ar, “Sadece sağlık harcamalarına bakıldığında ise, kan kanserleri göğüs kanserlerinden sonra ikinci sıradadır. Kan kanseri tanısında kişi başına düşen maliyetin 14 bin 674 avro bütün kanser türlerinin ortalama maliyetinden 7 bin 929 Avro, iki kat daha fazla olduğu gösterilmiştir. Bu durum muhtemelen kan kanseri olan hastaların daha fazla miktarda hastanede kalmalarına ve karmaşık uzun süreli tedavilere bağlıdır. Tedavi maliyetlerinde düşüş sağlayacak en önemli kalem ilaç maliyetleridir. Dolayısıyla mevcut ilaçların muadillerinin üretilmesi piyasada rekabetin artmasına yol açarak ilaç fiyatlarının ucuzlamasına dolayısıyla sağlığa ayrılan bütçe yükünün hafiflemesine neden olacaktır” ifadelerine yer verdi.

“Sağlık harcamaları 75 milyar”

Türkiye’de toplam sağlık harcamalarının 2017 yılı içinde 75 milyar lira olması beklendiğini aktaran Muhlis Cem Ar, “SGK verilerine göre ilaç harcamalarının toplam sağlık bütçesinden aldığı pay son 10 yıl içinde yüzde 45’lerden yüzde 30’lara kadar inmiş ve yüzde 28’lik Avrupa Birliği oranına yaklaşmış görünmektedir. Bu olumlu bir gelişmedir. 2017 yılı içinde ilaca ödenen paranın yaklaşık 25 milyar TL olması ön görülmüştür. Türkiye’de kanser tedavisine yapılan harcamanın 10-12 milyar lira olduğu dikkate alınırsa, bu alanda kaliteli muadil ilaçların ülke içinde üretimi ile sağlanacak rekabet ve elde edilecek fiyat düşüşünün önemi daha iyi anlaşılacaktır” dedi.

“Akut lösemi”

THD Yönetim Kurulu Genel Sekreteri Prof.Dr. Güner Hayri Özsan, kan kanseri ya da diğer adı ile löseminin, kan ve kemik iliğini tutan ölümcül bir kanser çeşidi olduğunu belirtti.

Hastaların yaşam sürelerine göre akut ve kronik lösemi, köken aldığı hücrelere göre miyeloid ve lenfoid lösemi olarak sınıflandırıldığını kaydeden Prof.Dr. Özsan, “Akut lösemilerde kemik iliğindeki hücreler olgunlaşma ve farklılaşma özelliklerini yitirmiş olup kontrolsüz bir şekilde çoğalırlar. Bu habis hücreler aşırı çoğaldıklarında diğer olgun hücrelerin oluşumuna engel olurlar. Böylece kansızlık, halsizlik, yorgunluk, kanamaya eğilim, ciddi enfeksiyonlara yatkınlık, ateş, kemik ağrıları, ele gelen bezeler, organ büyüklükleri, diş etlerinde şişkinlik yapabilir. Akut lösemiler tedavi edilmez ise yaşam süresi haftalar veya birkaç ay ile sınırlıdır. Kronik lösemilerde ise sağ kalım yıllar ile ölçülebilir” diye konuştu.

“2 bin tanı”

Türkiye’de her yıl yaklaşık bin 500, 2 bin lösemi olgusunun tanı aldığını açıklayan Prof. Dr. Özsan, “Erişkinlerde en sık görülen akut lösemi tipi akut miyeloid lösemi (AML) olup, erişkindeki akut lösemilerin yüzde 85’ini oluşturmaktadır. Her yaşta görülebilmekle birlikte, genellikle 60 yaş üzerinde görülme sıklığı artmaktadır, medyan yaş 66’dır. Ülkemizde mevcut olan ve her gün kullanıma giren yeni hedefe yönelik ajanlar sayesinde başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir. Normal hücrelere zarar vermeden habis hücreleri hedefleyerek ortadan kaldıran tedaviler geliştirilmiş olmakla birlikte bu tedaviler standart hücre öldürücü (kemoterapi) tedavilere ek olarak uygulanmaktadır” dedi.

THD Yönetim Kurulu İkinci Başkanı Prof. Dr. Tülin Tiraje Celkan, löseminin tanı ve tedavisinde gelinen son nokta hakkında bilgiler verdi.

antalya haber